
Rembrandt van Rijn: ışık, karanlık ve duygu ressamı
Sosyal medyada paylaş:
Rembrandt van Rijn (1606-1669) Hollandalı bir sanatçıydı. Çok sayıda tablo, çizim ve gravür yaptı. Sanat eserleri şimdi çok ünlüdür. Rembrandt'ın bazı tabloları aynı zamanda büyük bir maddi değere de sahiptir. Bu yazıda Rembrandt van Rijn ve eserleri hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Leiden'de doğup büyümüş
Rembrandt van Rijn, Leiden'de doğdu. 1620'de ailesi onu Leiden Üniversitesi'ne kaydettirdi. Rembrandt o zaman 14 yaşındaydı. Orada edebiyat okudu, bugün buna dil ve edebiyat deniyor. Muhtemelen din ve İncil'deki hikâyeler üzerine de ders aldı. Rembrandt sık sık İncil'den, mitolojiden ve tarihten hikâyeler resmetti. Yine de Rembrandt üniversitede okumaya devam etmedi. Ressam olmak istiyordu
Rembrandt resim öğreniyor
Yaklaşık 1622'de Rembrandt, Leideli ressam Jacob van Swanenburgh'un çırağı oldu. Bu ressam şehir manzaraları ve cehennem sahneleri yapardı. Daha sonra Rembrandt Amsterdam'a gitti. Orada Pieter Lastman'dan ders aldı. Lastman, tarihsel ve İncil'den hikâyeler resmeden tanınmış bir ressamdı.
Yaklaşık altı ay Lastman'ın yanında kaldıktan sonra Rembrandt, Leiden'de kendi atölyesini kurmaya başladı.
Rembrandt'ın portreleri
Rembrandt çok sayıda otoportre yaptı. Bu otoportrelerinde yalnızca yüzünü değil, duygularını da gösterdi. Bazen kendisini İncil'den ya da tarihten önemli bir kişi olarak resmetti.
Kendi hayatından insanlar da sık sık eserlerinde yer aldı. Örneğin eşi Saskia, oğlu Titus ve arkadaşı Hendrickje Stoffels. Onlar bazen İncil'deki, mitolojik ya da tarihî figürlere modellik yaptılar.
Rembrandt'ın teknikleri
Rembrandt'ın kendine özgü bir resim yapma tarzı vardı. Özgür ve çok duygusal çalışırdı. Birçok ressam önce tuvale belirgin bir çizim yapardı. Rembrandt ise genellikle daha hızlı ve daha serbest bir şekilde boya ile başlardı. Bazen kalın boya katmanları kullanırdı. Buna İtalyancada "impasto" denir. Bu kalın boya sayesinde tablo daha fazla doku kazanırdı. Neredeyse fırça hareketlerini görebilirsiniz.
Bazen açık renkli bir alt katmanın üzerine ince, saydam boya katmanları kullanırdı. Bu şekilde derin renkler ortaya çıkardı. Ayrıca kuru fırça tekniğini de kullanırdı. O zaman boya her yerde aynı kalınlıkta durmazdı. Bu da tabloya canlı ve yer yer tanecikli bir doku kazandırırdı.
Rembrandt ayrıca ışık ve karanlığı güçlü bir şekilde kullandı. Bu sayede tabloları derinlik ve dram kazandı. Bu teknikler sayesinde resimlerindeki insanlar gerçek ve duygu dolu görünür.
Rembrandt ayrıca gravür (kazo) çalışmaları da yaptı
Rembrandt yalnızca ressam değil, aynı zamanda gravürcüydü de. Gravür, bir sanatçının metal bir levha üzerine yaptığı resimdir. Daha sonra bu resim kâğıda basılabilir.
Rembrandt yaklaşık 300 baskı yaptı. Sürekli yeni teknikler denedi. Örneğin farklı kâğıt türleriyle ve ışık-gölgeyle çalıştı.
Gravürleri Hollanda dışında da tanındı. Bunun nedeni, tek bir metal levhadan birden fazla baskı alınabilmesiydi. Bu sayede baskıları tablolarına göre Avrupa'da daha kolay yayılabiliyordu.
Rembrandt'ın kendine özgü tarzı
Rembrandt kendine özgü resim tarzıyla ün kazandı. Çok fazla ışık ve gölge kullandı. Bu sayede tabloları derinlik ve duygu kazandı. İnsanları genellikle çok doğal resmetti: onları olduklarından daha güzel göstermezdi. Ayrıca insanların üzüntü, korku, gurur ya da şüphe gibi duygularını da iyi yansıtırdı.
Leiden'den önemli kişiler sanatını satın aldı. Rembrandt sürekli gelişmeye devam etti. Diğer sanatçılardan öğrendi, ama giderek daha fazla kendi tercihlerini de yaptı.
Rembrandt Amsterdam'da: başarı ve aşk
1631'de Rembrandt giderek daha fazla Amsterdam'da çalışmaya başladı. Orada çok sayıda sipariş aldı. Özellikle zengin ve önemli kişilerin portrelerini yaptı. O dönemde Amsterdam zengin bir ticaret şehriydi. Birçok kişi portresini yaptırmak istiyordu.
Eşi Saskia, tablolarında sık sık yer alır.
1634'te Rembrandt Amsterdam Ressamlar Loncası'na üye oldu. Aynı yıl Saskia Uylenburgh ile evlendi. Saskia hayatında önemli bir yere sahipti. Rembrandt onu sık sık çizdi ve resmetti. Bazen onu kendisi olarak, bazen de bir hikâyedeki karakter olarak resmetti. Örneğin Roma'nın bahar tanrıçası Flora olarak. Bu şekilde Rembrandt ışık, kıyafet, takılar ve duygular üzerine pratik yapabiliyordu.
Rembrandt, Saskia'yı yalnızca yakınında olduğu için değil, aynı zamanda sevgisinden ve hayatlarındaki önemli anları kaydetmek için de resmetti. Rembrandt ve Saskia aile hayatlarında büyük acılar yaşadılar. 3 çocuk doğumdan kısa süre sonra öldü. 1641'de hayatta kalan bir oğulları oldu. Adını Titus koydular.
1639'da Rembrandt Amsterdam'da büyük bir ev satın aldı. Ev, birçok sanatçının yaşadığı bir sokaktaydı. Bu ev şimdi Jodenbreestraat'taki Museum Het Rembrandthuis'tur. Orada Rembrandt'ın nasıl yaşadığını ve çalıştığını görebilirsiniz.
Gece Devriyesi
1642'de Rembrandt en ünlü tablolarından birini tamamladı: Gece Devriyesi. Tablonun gerçek adı "Kaptan Frans Banninck Cocq ve Teğmen Willem van Ruytenburch komutasındaki Amsterdam 2. Bölük Subayları ve Diğer Atıcıları"dır, ama neredeyse herkes eseri Gece Devriyesi olarak bilir. Tabloda Amsterdamlı bir atıcı birliğinin üyelerini görürsünüz. Bu birlik, şehri korumaya yardımcı olan bir grup adamdı.
Gece Devriyesi önemlidir çünkü Rembrandt yeni bir şey yapmıştır. O dönemde grup portreleri genellikle sakin ve derli topluydu. İnsanlar çoğunlukla yan yana hareketsiz durur ya da otururdu. Rembrandt ise tam tersine bunu hareketli bir tabloya dönüştürdü. İnsanlar hareket hâlindedir, farklı yönlere bakarlar ve sanki bir eylemin ortasındaymış gibi görünürler. Bu yüzden tablo neredeyse bir hikâyeden alınmış sahne gibidir. Bundan dolayı Gece Devriyesi daha sonra Hollanda
Ölümünden sonra ünlendi
Rembrandt, 4 Ekim 1669'da Amsterdam'da hayatını kaybetti. O zaman 63 yaşındaydı.
Hayatının son yıllarında Rembrandt her zaman kolay bir dönem geçirmedi. Para sıkıntıları yaşadı ve sevdiği insanları kaybetti. Yine de resim yapmaya, çizmeye ve gravür çalışmalarına devam etti. Ölümünden sonra Rembrandt giderek daha ünlü oldu. Şimdi Hollanda tarihinin en önemli ressamlarından biri olarak kabul ediliyor.
Tabloları dünyanın dört bir yanındaki müzelerde sergilenmektedir. Hollanda'da önemli eserlerini Amsterdam'daki Rijksmuseum'da, Lahey'deki Mauritshuis'te ve Leiden'deki Museum De Lakenhal'da görebilirsiniz.
Hollanda dışında da Rembrandt'ın birçok tablosu asılıdır. Örneğin Londra, Berlin, Paris, Sankt-Peterburg, New York, Washington ve Viyana'daki büyük müzelerde.
Rembrandt anıtlarda, heykellerde ve sokak adlarında
Rembrandt yalnızca tablolarıyla tanınmaz. Çeşitli şehirlerde sokaklarda ona dair anılara da rastlarsınız.
En bilinen örnek, Amsterdam'daki Rembrandtplein'deki Rembrandt heykelidir. Bu heykel 1852'de açılmıştır. Daha sonra meydan resmî olarak Rembrandtplein adını almıştır.
Rembrandt'ın doğduğu şehir olan Leiden'de de hâlâ izleri görülür. Doğduğu evin bulunduğu yerde bir heykel ve bir cephe taşı bulacaksınız.
Bunun yanı sıra adı sık sık sokak adlarında da karşımıza çıkar. Hollanda'nın birçok yerinde Rembrandtstraat, Rembrandtlaan veya Rembrandtplein gibi isimler taşıyan sokaklar ve caddeler vardır.
Böylece Rembrandt günlük hayatta da görünür olmaya devam eder. Yalnızca müzelerde değil, meydanlarda, sokaklarda ve kamusal alanlarda da.