
Hollandacada birçok başka dilde de var olan deyimler ve atasözleri
Sosyal medyada paylaş:
Hollandaca'da birçok ifade ve deyim vardır. Bu makalede, diğer dillerde de benzer bir biçime veya anlama sahip olan bazı Hollandaca ifade ve deyimleri öğreneceksiniz.
Hollandaca atasözleri ve deyimler
Hollandaca'da insanlar pek çok atasözü ve deyim kullanır. Bunlar, mecazi anlam taşıyan kalıplaşmış cümleler veya kelimelerdir. Yani onları kelimenin tam anlamıyla almamalısınız.
Örneğin: Birisi "dat is appeltje-eitje" dediğinde, yemekten bahsetmiyordur. Bu, bir şeyin çok kolay olduğu anlamına gelir.
Atasözleri ve deyimler sık görülür, çünkü eskiden insanlar günlük hayattan, yemekten, işten ve doğadan imgeler ve örneklerle çok konuşurdu. Böylece dil daha canlı ve hatırlaması daha kolay hale gelirdi.
Bugün de deyimler Hollanda kültüründe önemlidir. Konuşmaları daha kişisel, daha net ve bazen de daha komik yaparlar. Bu nedenle onları sıklıkla sohbetlerde, iş yerinde ve medyada duyarsınız.
Farklı dillerde benzer ifadeler
İnsanlar farklı ülkelerde yaşar ve farklı diller konuşur. Yine de sık sık aynı şeyleri deneyimleriz. Seviniriz, endişeleniriz, acele ederiz, hata yaparız ya da bir şeyin yoluna girmesini umarız. Aşkı, aileyi, işi, üzüntüyü, mutluluğu veya zor seçimleri düşünün. Bu yüzden bazı ifadelerin farklı dillerde birbirine benzemesi hiç de tuhaf değil.
Ama kelimeler her zaman aynı olmuyor. Hollandacada bazen Arapçadan ya da başka bir dilden farklı bir kelime kullanırsınız. Yine de deyimin amacı neredeyse aynı olabilir. İşte tam da bu, ifadeleri ilginç kılıyor. Diller kulağa çok farklı gelebilir, ama insanlar yine de hemen hemen aynı şeyi söylemek ister.
Farklı dillerde aynı anlama gelen ifadeler
“Wie een kuil graaft voor een ander, valt er zelf in”(Kuyu kazan, kendi düşer)
Bu ifade, birisi başkasına kötülük yapmaya çalıştığında ama sonunda kendisi bundan sıkıntı yaşadığında kullanılır.
Anlamı şudur: Birine kötülük etmek isteyen, sonunda kendisi bundan zarar görebilir.
Örnek: Sam bir iş arkadaşını kasten başını derde sokmaya çalışır, ama sonunda Sam'in kendisi patronundan bir uyarı alır. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Wie een kuil graaft voor een ander, valt er zelf in" (Kuyu kazan, kendi düşer).
“Beter 1 vogel in de hand dan 10 in de lucht” (Eldeki bir kuş, daldaki on kuştan iyidir)
Bu ifade şu anlama gelir: Kesin olarak sahip olduğunuz bir şeyle yetinmek, belki de gelmeyecek daha iyi bir şeyi beklemekten daha iyidir.
Mesaj şudur: Kesin olarak sahip olduğunuz küçük bir şey, bazen belirsiz olan daha büyük bir şeyden daha iyidir.
Örnek: Size iyi bir iş teklif edilmiştir, ama tereddüt ediyorsunuz çünkü belki daha sonra daha iyi bir iş bulabilirsiniz. Arkadaşınız der ki: "Beter 1 vogel in de hand dan 10 in de lucht" (Eldeki bir kuş, daldaki on kuştan iyidir).
“Wie in een glazen huis woont, moet niet met stenen gooien” (Camdan evde oturan, taş atmamalı)
Bu ifade, birisi başkasını eleştirdiğinde ama o kişinin kendisinde de aynı sorun ya da aynı hata olduğunda kullanılır.
Anlamı şudur: Kendinizin de yaptığı bir şey için başkalarını eleştirmeyin.
Örnek: Tom, iş arkadaşının her zaman geç kaldığından şikayet eder, ama Tom'un kendisi de sık sık geç kalır. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Wie in een glazen huis woont, moet niet met stenen gooien" (Camdan evde oturan, taş atmamalı).
“Liefde maakt blind” (Aşk kör eder)
Bu ifade, aşk yüzünden bazen neyin yolunda gitmediğini daha az gördüğünüz anlamına gelir. Birinin özellikle güzel yanlarını görürsünüz ve hataları ya da sorunları daha zor fark edersiniz.
Anlamı şudur: Aşık olduğunuzda bazen birine farklı bakarsınız ve her şeyi aynı netlikte göremezsiniz.
Örnek: Sara, eşinin sürekli hatalar yaptığını görür, ama onu çok sevdiği için yine de her zaman savunur. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Liefde maakt blind" (Aşk kör eder).
“Haastige spoed is zelden goed” (Acele işe şeytan karışır)
Bu ifade, acele ederek daha hızlı hata yapabileceğiniz anlamına gelir. Bazen sakin bir şekilde zaman ayırmak daha iyidir.
Mesaj şudur: Bir şeyi çok hızlı yaparsanız, ters gidebilir.
Örnek: Omar hızlıca bir form doldurmak ister ve bu yüzden çeşitli hatalar yapar. Arkadaşı der ki: "Haastige spoed is zelden goed" (Acele işe şeytan karışır).
“Wie zwijgt, stemt toe” (Susan, kabul etmiş sayılır)
Bu ifade, birisi hiçbir şey söylemezse, başkalarının bazen o kişinin bunu kabul ettiğini düşündüğü anlamına gelir.
Mesaj şudur: İtiraz etmezseniz, kabul ediyormuş gibi görünebilirsiniz.
Örnek: Bir toplantıda yönetici herkesin planı kabul edip etmediğini sorar. Kimse bir şey söylemez. O zaman biri şöyle diyebilir: "Wie zwijgt, stemt toe" (Susan, kabul etmiş sayılır).
“Spreken is zilver, zwijgen is goud” (Konuşmak gümüşse, susmak altındır)
Bu ifade, konuşmanın bazen iyi olduğu ama bazı durumlarda hiçbir şey söylememenin daha iyi olduğu anlamına gelir.
Anlamı şudur: Bazen susmak konuşmaktan daha akıllıcadır.
Örnek: Bir tartışma sırasında Lina sinirli olduğunu ve belki de can sıkıcı bir şey söyleyeceğini fark eder. Bir an hiçbir şey söylememeye karar verir. O zaman şu ifade uygun düşer: "Spreken is zilver, zwijgen is goud" (Konuşmak gümüşse, susmak altındır).
“Voorkomen is beter dan genezen” (Önlemek, tedavi etmekten daha iyidir)
Bu ifade, bir sorunu sonradan çözmek zorunda kalmaktansa önlemenin daha iyi olduğu anlamına gelir.
Anlamı şudur: Zamanında önlem alırsanız, bazen daha sonra daha büyük bir sorun çıkmasını engelleyebilirsiniz.
Örnek: Nadia arabasını düzenli olarak kontrol ettirir, böylece küçük sorunlar zamanında fark edilir. O zaman şu ifade uygun düşer: "Voorkomen is beter dan genezen" (Önlemek, tedavi etmekten daha iyidir).
“Als de kat van huis is, dansen de muizen op tafel” (Kedi evden gidince, fareler masada dans eder)
Bu ifade, insanların bazen denetleyen kişi yokken daha fazla özgürlük aldığı anlamına gelir.
Mesaj şudur: Kontrol yoksa, insanlar bazen kendi bildiklerini okur.
Örnek: Patron bir gün ofiste yoktur. Bazı iş arkadaşları çok konuşur ve normalden daha az çalışır. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Als de kat van huis is, dansen de muizen op tafel" (Kedi evden gidince, fareler masada dans eder).
“Van een mug een olifant maken” "Van een mug een olifant maken" (Pireyi deve yapmak)
Bu ifade, birinin küçük bir sorunu olduğundan çok daha büyük gösterdiği anlamına gelir.
Mesaj şudur: Birisi küçük bir şey için çok endişelenir ya da küçük bir sorunu gereksiz yere büyütür.
Örnek: Youssef'in iş arkadaşı çok kısa bir süre konuşmamasını rica etti, bu yüzden Youssef iş arkadaşının onu sevmediğini düşünür. İş arkadaşı der ki: "Van een mug een olifant maken" (Pireyi deve yapmak).
“Een ezel stoot zich niet twee keer aan dezelfde steen” (Eşek aynı taşa iki kez çarpmaz)
Bu ifade, hatalarınızdan ders almanız ve aynı hatayı tekrar tekrar yapmamanız gerektiği anlamına gelir.
Mesaj şudur: Bir şey bir kez ters giderse, bundan ders almalı ve aynı şeyin tekrar olmasını engellemelisiniz.
Örnek: Ali geçen ay bir faturayı zamanında ödemeyi unuttu ve ek ücret ödedi. Şimdi hemen telefonuna bir hatırlatıcı koyuyor. O zaman şu ifade uygun düşer: "Een ezel stoot zich niet twee keer aan dezelfde steen" (Eşek aynı taşa iki kez çarpmaz).
“Schoenmaker, blijf bij je leest” (Terzi, kendi söküğünü dikemez)
Bu ifade, anladığınız bir işle meşgul olmanın daha iyi olduğu anlamına gelir.
Mesaj şudur: Bir görevi, o konuda deneyimi veya bilgisi olan birine bırakın.
Örnek: Karim karmaşık bir bilgisayar sorununu kendi başına çözmeye çalışır, ama sorunu daha da büyütür. Sonunda bir BT uzmanının bunu çözmesi gerekir. Başka bir iş arkadaşı gülerek der ki: "Schoenmaker, blijf bij je leest" (Terzi, kendi söküğünü dikemez).
“Vele handen maken licht werk” (Bir elin nesi var, iki elin sesi var)
Bu ifade, büyük bir işin birden fazla kişi yardım edince daha kolay hale geldiği anlamına gelir.
Fikir şudur: Birlikte çalışmak zor bir görevi kolaylaştırır.
Örnek: Bir ailenin taşınması gerekir. Aile ve arkadaşlar kutu taşımaya ve mobilya yerleştirmeye yardım etmeye gelir. Böylece iş çabucak biter. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Vele handen maken licht werk" (Bir elin nesi var, iki elin sesi var).
“De aanhouder wint” Sabreden derviş muradına ermiş)
Bu ifade, denemeye devam eder ve çabuk pes etmezseniz bir şeyi başarabileceğiniz anlamına gelir.
Mesaj birbirine benzer: Pratik yapmaya, çalışmaya ve denemeye devam ederseniz, başarılı olma şansınız daha yüksektir.
Örnek: Lina ehliyet sınavında iki kez kalır, ama pratik yapmaya devam eder. Üçüncü seferde geçer. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "De aanhouder wint" (Sabreden derviş muradına ermiş).
“Elk nadeel heeft zijn voordeel” (Her işte bir hayır vardır)
Bu ifade, can sıkıcı ya da zor bir durumun bazen iyi bir şey de getirebileceği anlamına gelir.
Mesaj şudur: Olumsuz bir şey beklenmedik şekilde olumlu bir sonuç doğurabilir.
Örnek: Samir işe giden treni kaçırır. Bu yüzden daha sonraki bir trene biner ve yolda yıllardır görmediği eski bir arkadaşına rastlar. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Elk nadeel heeft zijn voordeel" (Her işte bir hayır vardır).
“Twee vliegen in één klap slaan” (Bir taşla iki kuş vurmak)
Bu ifade, tek bir eylemle aynı anda iki şeyi başardığınız anlamına gelir.
Mesaj şudur: Bir şey yaparsınız ve bununla aynı anda iki hedefe ulaşırsınız.
Örnek: Nora işine bisikletle gider. Böylece hem hareket etmiş olur hem de ulaşımdan para tasarruf eder. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Twee vliegen in één klap slaan" (Bir taşla iki kuş vurmak).
“Tijd is geld” (Zaman para demektir)
Bu ifade, zamanın değerli olduğu anlamına gelir. Zamanı boşa harcarsanız, fırsatları veya parayı kaybedebilirsiniz.
Mesaj şudur: Zaman kıymetlidir ve onu akıllıca kullanmalısınız.
Örnek: Yassin önemli bir görevi bitirmesi gerekir. Telefonunu bir kenara koymaya ve hemen işe koyulmaya karar verir. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Tijd is geld" (Zaman para demektir).
“Uit het oog, uit het hart” (Gözden uzak olan, gönülden de ırak olur)
Bu ifade, birini ya da bir şeyi uzun süre görmediğinizde bazen o kişiyi ya da şeyi daha az özlediğiniz veya ona daha az sıklıkla düşündüğünüz anlamına gelir.
Mesaj şudur: Birisi uzun süre hayatınızdan ya da görüş alanınızdan çıkarsa, temas ya da duygu yavaş yavaş azalabilir.
Örnek: Amir başka bir şehre taşındıktan sonra eski arkadaşlarıyla giderek daha az konuştu. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Uit het oog, uit het hart" (Gözden uzak olan, gönülden de uzak olur).
Hollandacada bu söz sıklıkla tam tersi şekilde de kullanılır, yani birini artık görmediğinizde onu gönlünüzden kaybetmediğinizi belirtmek için.
Örnek: Amir yurt dışında okumaya gitti, ama eski arkadaşlarıyla konuşmaya devam etti. Geri döndüğünde sanki hiç gitmemiş gibiydi. "Uit het oog, maar niet uit het hart" (Gözden uzak, ama gönülden değil).
“Boontje komt om zijn loontje” (Ne ekersen onu biçersin)
Bu ifade, birinin sonunda kendi davranışının sonuçlarını alacağı anlamına gelir. Kötü ya da dürüst olmayan bir şey mi yaptınız? O zaman bu daha sonra size geri dönebilir.
Mesaj şudur: Yaptıklarınız sonunda size geri dönebilir.
Örnek: Birisi sürekli başkalarının sırlarını anlatır. Daha sonra birisi onun sırrını da anlatır. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Boontje komt om zijn loontje" (Ne ekersen onu biçersin).
“Wie kaatst, kan de bal (terug) verwachten” (Taş atan, yumruk yemeye hazır olmalı)
Bu ifade, birine meydan okursanız, eleştirirseniz ya da bir şey yaparsanız bir tepki bekleyebileceğiniz anlamına gelir.
Mesaj: Bir şeyi siz başlatırsanız, karşı tarafın tepki vermesine şaşırmamalısınız.
Örnek: Barbara iş arkadaşı hakkında sürekli keskin yorumlar yapar. İş arkadaşı daha sonra bir şey söyleyince Daan sinirlenir. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Wie kaatst, kan de bal verwachten" (Taş atan, yumruk yemeye hazır olmalı).
“De appel valt niet ver van de boom” (Armut dibine düşer)
Bu ifade, çocukların sıklıkla ebeveynlerine benzediği anlamına gelir. Bu görünüş, karakter, davranış ya da ilgi alanlarıyla ilgili olabilir.
Mesaj şudur: Çocuklar sıklıkla ebeveynlerinden özellikler ya da yetenekler alır.
Örnek: Mariam tıpkı annesi gibi resim yapmayı çok sever ve bu konuda iyidir de. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "De appel valt niet ver van de boom" (Armut dibine düşer).
“Wat je zaait, zul je oogsten” (Ne ekersen onu biçersin)
Bu ifade, şimdi yaptıklarınızın sonuçlarını daha sonra alacağınız anlamına gelir. İyi bir şey yaparsanız, bundan iyi bir şey çıkabilir. Kötü bir şey yaparsanız, bunun daha sonra olumsuz sonuçları olabilir.
Kelimeler ve mesaj neredeyse aynıdır: Davranışlarınızın ve seçimlerinizin sonuçları vardır.
Örnek: Rami iş arkadaşlarına yardıma ihtiyaçları olduğunda sık sık yardım eder. Daha sonra onlar da Rami zor durumda kaldığında ona yardım eder. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Wat je zaait, zul je oogsten" (Ne ekersen onu biçersin).
“Smeed het ijzer als het heet is” (Demir tavında dövülür)
Bu ifade, iyi bir fırsatı hemen kullanmanız gerektiği anlamına gelir. Çok uzun beklerseniz, fırsat geçmiş olabilir.
Anlamı şudur: Doğru an geldiğinde harekete geçmelisiniz.
Örnek: Sara çalışmak istediği bir şirkette başvuru yapma fırsatı bulur. İlan yarın kapanıyor. Arkadaşı der ki: "Smeed het ijzer als het heet is en solliciteer vandaag nog" (Demir tavında dövülür, bugün başvur).
“Geen woorden, maar daden” (Sözde değil, özde)
Bu ifade, birinin yaptıklarının söylediklerinden genellikle daha önemli olduğu anlamına gelir. Sözler kulağa güzel gelebilir, ama davranış birinin gerçekte ne demek istediğini gösterir.
Anlamı şudur: Davranışlarınızla kim olduğunuzu ve ne demek istediğinizi daha iyi gösterirsiniz.
Örnek: Birisi sık sık başkalarına yardım etmek istediğini söyler, ama bunu hiç yapmaz. Bir başkası az konuşur, ama gerektiğinde her zaman yardım eder. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Geen woorden, maar daden" (Sözde değil, özde).
“Stel niet uit tot morgen wat je vandaag kunt doen” (Bugünün işini yarına bırakma)
Bu ifade, mümkünse bir şeyi hemen yapmanın daha iyi olduğu anlamına gelir. Sürekli ertelerseniz, daha sonra daha zor olabilir ya da hiç olmayabilir.
Anlamı şudur: Bugün yapabileceğini bugün yap.
Örnek: Omar önemli bir form doldurması gerekir. Yarın ertelemek ister, ama teslim tarihi yaklaşıyor. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Stel niet uit tot morgen wat je vandaag kunt doen" (Bugünün işini yarına bırakma).
“Oog om oog, tand om tand” (Göze göz, dişe diş)
Bu ifade, birinin başkasına yaptığı şeyin aynısını ceza ya da muamele olarak geri aldığı anlamına gelir.
Mesaj şudur: Birisi başkasına ne yaptıysa onu geri alır.
Örnek: Birisi kasten başkasının eşyalarına zarar verir. O kişi daha sonra aynısını yapmak ister. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Oog om oog, tand om tand" (Göze göz, dişe diş).
“Niet alles wat blinkt is goud” (Parlayan her şey altın değildir)
Bu ifade, bir şeyin güzel görünebileceği ama aslında öyle olmadığı anlamına gelir.
Anlamı şudur: Sadece bir şeyin nasıl göründüğüne bakmamalısınız. Bir şey güzel görünebilir, ama yine de hayal kırıklığı yaratabilir.
Örnek: Bir iş yüksek maaşıyla çok cazip görünür, ama daha sonra iş yükünün çok ağır olduğu ortaya çıkar. O zaman şöyle diyebilirsiniz: "Niet alles wat blinkt is goud" (Parlayan her şey altın değildir).
“Waar rook is, is vuur” of “Geen rook zonder vuur” (Ateş olmayan yerden duman çıkmaz)
Bu ifade, bir dedikodunun ya da şüphenin bazen bir nedeni olduğu anlamına gelir. Birçok kişi bir şey hakkında konuşuyorsa, belki de bunun doğruluk payı olabilir.
Mesaj şudur: Bir yerde çok fazla dedikodu ya da işaret varsa, bazen bunun gerçek bir nedeni vardır.
Örnek: İş yerinde birçok kişi şirketin yakında taşınacağını söyler. Henüz resmi olarak hiçbir şey bilinmiyordur, ama biri der ki: "Waar rook is, is vuur" (Ateş olmayan yerden duman çıkmaz).
Bu söz ilişkiler alanında da sıklıkla kullanılır.
Örnek: O ikisinin ayrılması beni şaşırtmadı. Son zamanlarda çok kavga ediyorlardı. Waar rook is, is vuur (Ateş olmayan yerden duman çıkmaz).
“De muren hebben oren” (Duvarların kulağı vardır)
Bu ifade, söylediklerinize dikkat etmeniz gerektiği anlamına gelir. Kimsenin sizi duymadığını düşünseniz bile birisi dinliyor olabilir.
Mesaj şudur: Başkaları sizi duyabiliyorsa, gizli ya da hassas şeyler hakkında çok açık konuşmayın.
Örnek: İki iş arkadaşı ofiste gizli bir şey hakkında konuşur. Biri sessizce der ki: "Pas op, de muren hebben oren" (Dikkat et, duvarların kulağı vardır).